> “Kırdığın kalbin sahibine iyi bak… Yolun mutlaka ona çıkacaktır.” — Aziz Nesin
Hayat ilişkilerden, sözlerden, davranışlardan ibaret. Ama en çok da kalplerden geçiyor. Ve ne yazık ki bugün bu kalpler, küçük çıkarlar, kıskançlıklar, ego savaşları yüzünden sık sık kırılıyor.
Kimi zaman farkında olmadan…
Kimi zaman bile bile…
Ama unuttuğumuz şey şu:
Kalp kırmak, birini üzmekten öte bir kul hakkıdır.
Ve bu hak, helallik alınmadıkça kapanmaz.
İslam alimleri bu gerçeği şöyle özetler:
> “Bana borçlu gelirsen affederim, kula borçlu gelirsen affetmem.”
(Bu söz doğrudan ayet değil, ama Kuran ve hadislerden çıkarılmış güçlü bir vecizedir.)
Allah, Nisa Suresi 48. ayette şöyle buyurur:
> “Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz; onun dışındaki günahları dilediğine bağışlar.”
Peygamber Efendimiz de der ki:
> “Kul hakkı olan kimse, altın ve gümüşün olmadığı kıyamet gününden önce helalleşsin.”
(Buhârî, Mezâlim 10; Müslim, Birr 59)
Bazıları kalp kırmayı “haklı olmak” zanneder.
Ama unutmasınlar; zamanla o kalbin sahibine yine rastlanır.
Ya utanırsınız ya da alnınız açık olur, çünkü helalliğiniz vardır.
Ve unutmayın…
İlahi adalet gecikebilir ama şaşmaz.
Kalbi kırılan unutur belki, ama Allah unutmaz.
Kırdığınız kalbi fark etmeseniz bile, yaşattığınız acının bedeli mutlaka ödetilir.
Ya bir hastalıkla, ya bir kayıpla, ya da yaşattığınız şeyleri yaşayarak...
Bugün birini kırdıysanız, geç olmadan gönlünü alın.
Kibir büyüklük değildir.
Bir “özür dilerim”, bazen bir ömrü tamir eder.
Kırdığınız kalbin sahibine iyi bakın.
Çünkü yol, bir şekilde mutlaka ona çıkar.
“Sen sadece kalbini temiz tut. Yaradan’a güven. Nasılını sen bilme…
Nasılını Yaradan bilir.”
Sevgi ve saygılarımla,
Raziye Gökbudak