Bazen düşünüyorum da… Biz ne zaman her şeye bu kadar alıştık? Ne zaman gördüğümüz kötülüklere, haksızlıklara, garipliklere başımızı çevirip “Yapacak bir şey yok” der olduk? Belki de en tehlikelisi buydu zaten. Alıştık. Kabullendik. Ve adına da normal dedik.
Artık normal sayılan tuhaflıklarımız var bizim.
Eskiden şaşırdığımız şeylere şimdi omuz silkerek bakıyoruz.
Olması gereken, alışılması gerekene dönüştü.
Ormanlar yanarken, biz ekran başında haberi izleyip “Çok üzücü” deyip geçiyoruz.
Sonra birileri çıkıyor, yeni bir iklim kanunundan bahsediyor. Üstelik bir de bununla övünüyoruz. Yanıp kül olan ağaçlar, yanan canlılar, kuruyan topraklar.
Umrumuzda mı gerçekten?
Yoksa sadece doğru bir cümle kurup vicdanımızı mı rahatlatıyoruz?
Trafikte her hakkı araçların sanıyoruz.
Yaya yolu diye bir şey hatırlayan kaldı mı? Asfalt olan her yerin araçlara ait olduğunu düşünüyoruz. Bir çocuk yola adım atsa, ya bir korna sesiyle irkiliyor ya da bir el hareketiyle aşağılanıyor. Kural falan yok aslında, güçlü olanın sesi çıkıyor sadece.
Hayatın her yerinde böyle değil mi zaten?
Kim güçlü rolü iyi oynuyorsa, o kazanıyor.
Sesi çıkan, kalabalığı arkasına toplayan haklı sayılıyor.
Düşünceli ve empati sahibi insanlar mı?
Onlar kaybetmeye mahkûm. Böyle diyor çoğumuz. Hatta üzülüyoruz onlara.
“Bu devirde iyi insan olmak zor” deyip, içten içe pes etmeyi normalleştiriyoruz.
Evire çevire, onca yamuk şeyin arasında doğru olanı arıyoruz.
Adaletin adını çok duyduk ama yüzünü gören az.
Adalet neyse de…
Hakkaniyet?
O sanki çoktan yok oldu. Bir köşede unutuldu. Tarihe mi karıştı, biz mi kaybettik bilmiyoruz.
Normal olan ne peki?
Cevap verebilir misiniz?
Bugün, şu hayatta, “Bu normaldir” dediğiniz ne kaldı?
Birbirimize iyi bakmayı unuttuk. Güçlü olacağız diye yüzümüzdeki mimikler yok oldu. Gözyaşlarımız kurudu. Üzüntümüzü saklamayı, sevincimizi göstermemeyi öğrettiler. Şikayet edeni yargılıyoruz. Düşene tekme vuranların, yardım edene garip bakanların çağındayız.
Dünya sadece insanlara aitmiş gibi davranıyoruz. Başka canları, başka hayatları hor görüyoruz.
Sadece hayvanları mı?
İnsanları da…
Farklı olanı dışlıyoruz.
Farklı düşüneni susturuyoruz.
Etik değerler, ahlak kuralları, insani ölçüler… Bunlar kitaplarda kaldı. Kimsenin kendine bile tahammülü yok. En yakınımıza bile “Ben buyum, böyle kabul et” diyoruz.
Kimse kimseyi anlamak istemiyor.
Ve en kötüsü de şu:
Tüm bunlara normal diyoruz.
Bir de utanmadan “Hayat işte…”
diyerek geçiştiriyoruz.
Normal neydi?
Belki de normal diye bir şey hiç yoktu.
Belki de biz, olması gerekeni çoktan unuttuk.
Ve böyle böyle…
İçinde yaşadığımız bu tuhaf, tatsız, soğuk düzeni normal belledik.
Şimdi soruyorum…
Bu mudur normal?
Bu garip düzen midir bizim kaderimiz?
Varsa cevabınız, duymak isterim.
Yoksa… işte tam da bu yüzden bir garip normal düzeni yaşıyoruz... Her daim bir umut vardır
Aylin Özgür