Kulübün üç yıldır sürdürdüğü Liderler Konuşuyor projesinin 2026-2027 dönemindeki ilk konuğu Özdağ oldu. Moderatörlüğünü Gazeteci ve Kulüp Başkanı Fatma Aybüke Afatoğlu'nun yaptığı programın başında Kulüp Üyeleri, PKK'ya yönelik düzenlemelerin tartışıldığı bu günlerde şehitleri anmak amacıyla Denizlili şehitlerin isimlerinin yer aldığı bir portreyi Özdağ'a takdim etti.
ÖZDAĞ'DAN FON SKANDALI ÇIKIŞI: “ERDOĞAN'IN HABERİ VARSA DA ÇOK KÖTÜ, YOKSA DA ÇOK KÖTÜ”
Borsa İstanbul'da son bir ayda gündeme gelen fon skandalına ilişkin ilk soruyu yanıtlayan Özdağ, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde her şeyin Cumhurbaşkanı'na bağlı olduğunu hatırlattı. Yaklaşık 20 milyar dolarlık bir meselenin aylarca sürdüğünü öne süren Özdağ, Hazine ve Maliye Bakanı'nın bir yıl önce borsada manipülasyon olduğunu söylediğini, Cumhurbaşkanı Yardımcısı'nın ise bunu reddettiğini belirtti.
Özdağ, “Cumhurbaşkanı bu manipülasyonu son anda hepimizle birlikte öğrenmişse eyvah, acaba başka neleri bilmiyor? Haberi vardıysa ve buna rağmen olduysa, o daha da kötü. Bu durumda kötülerden kötüyü seçeceğiz” dedi.
“SİSTEMİN ADI ERDOĞAN SİSTEMİ”

Bir işin yürüyüp yürümemesinin tek bir kişinin varlığına bağlı olmasını eleştiren Özdağ, şöyle konuştu: “Eğer öyleyse ortada bir sistem yok demektir. Sistemin adı Erdoğan sistemi demektir. O farkına varınca durduruyor, farkına varmazsa kimse durdurmuyor. Erdoğan'ın haberi var mı yok mu bilmiyorum ama haberi varsa da çok kötü, yoksa da çok kötü. Buradan çıkışın tek yolu var: Tek adam rejimine son, parlamenter rejime dönüş. Derhal ve kesin.”
ÖZDAĞ'DAN ÖCALAN İDDİASI: “ARTIK ÖCALAN SERBEST”
PKK'lılara yönelik çıkarılan yasal düzenlemeyi “af” olarak nitelendiren Özdağ, bu süreçte Abdullah Öcalan'ın mahkûm statüsünün de kaldırıldığını öne sürdü. Özdağ, “Artık Öcalan serbest, hiç bunu konuşmuyoruz. Öcalan'ın yeni statüsü komisyon üyesi. Diğer üyeler asker ve sivil güvenlik yetkilileri. PKK'lıların geri dönüşünü onlarla birlikte düzenleyecekmiş. Artık hücresinde değil, villasında kalıyor. Buna müebbet hapse mahkûm kişi diyebilir miyiz? Diyemeyiz” dedi.
Toplumun bu sürece alıştırıldığını savunan Özdağ, “Bu seçimlerde Türk milleti gereken dersi vermezse onu Beyoğlu'nda yürürken de göreceğiz, Denizli'de Babadağ'da havlu alırken de göreceğiz. Gerçi kimse ona havlu satmaz” diye konuştu.
“İLK ÜÇ MADDE DEĞİŞMESE BİLE ANLAMI KALMAZ”
Özdağ, sürecin ikinci aşamasında anayasa değişikliklerinin gündemde olduğunu belirterek Türkçe dışındaki dillerin eğitim dili olabilmesi, vatandaşlığı düzenleyen maddeden “Türk” ifadesinin çıkarılıp “Türkiye milleti” tanımının getirilmesi, özel bölgelerin oluşturulabilmesi ve Atatürk inkılaplarının anayasadan çıkarılmasının istendiğini söyledi. “Bu Meclis ilk üç madde dışında bunları değiştirebilir. Bunları değiştirirse ilk üç maddenin anlamı kalır mı? Kalmaz” dedi.

Özdağ, Cengiz Çandar'ın DEM Parti seçmeninin cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan'ı desteklemesi için anayasanın 42 ve 66. maddelerinin seçimden önce değiştirilmesi gerektiğini söylediğini aktardı. Özdağ, “Bir ülkenin anayasasının, milli kimliğinin ortadan kaldırılması, çok uluslu bir devlete geçilmesi; hepsi yüzde 7-8'lik bir partinin seçimlerde Erdoğan'a oy verip vermeyeceğine bağlandı. İnanılır gibi değil” diye konuştu.
ÖZDAĞ'DAN GENÇLERE SANDIK ÇAĞRISI: “OYUNUZA NAMUSUNUZ GİBİ SAHİP ÇIKIN”
Salondaki gençlere seslenen Özdağ, “Bu seçimler hepinizin, ailelerinizin, milletinizin hayatındaki en önemli seçim olacak. O seçimde sadece seçmen değil, aynı zamanda müşahit olmak durumundasınız. Attığınız oya namusunuz gibi sahip çıkmak zorundasınız ki sandığa giren oyunuzu sandıkta kediler çalmasın” çağrısında bulundu.
ÖZDAĞ: “TÜRKİYE'Yİ İRAN'LA ÇATIŞMAYA ÇEKMEK İSTİYORLAR”
İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasındaki savunma iş birliğini “Türkiye'ye karşı kurulmuş bir ittifak” olarak nitelendiren Özdağ, bu noktaya gelinmesinde Türk dış politikasının Orta Doğu'daki büyük yanlışlarının da payı olduğunu söyledi. Özdağ, “Bu düşman ittifakına karşı olağanüstü uyanık olmamız bir zorunluluktur” dedi.
MEKKE ANLAŞMASINA SERT TEPKİ: “BİZİ BİR SAVAŞIN İÇİNE ÇEKMEK İÇİN YAPIYORLAR”
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın ise Türkiye'nin milli çıkarlarıyla “uzaktan yakından ilgisi olmadığını” savunan Özdağ, yaklaşık on yıl önce New York'ta Suudi ve İsrailli yetkililerin açıkladığı bir protokolde Türkiye'nin bölünmesinin de yer aldığını öne sürdü. Özdağ, “Suudi Arabistan daha on sene önce Türkiye'nin toprak bütünlüğüne doğrudan saldırmış bir ülkedir. Şimdi biz onların toprak bütünlüğünü koruyacakmışız” dedi.
Suudi Arabistan'ın Yemen'deki iç savaştan bu yana Husilerle çatışma halinde olduğunu hatırlatan Özdağ, “İsrail'i son derece rahatsız eden, elindeki süpersonik ve balistik füzelerle İsrail'e saldıran Husiler bizim neden düşmanımız olsun? Bunun bir mantığı var mı?” diye sordu.
Özdağ şöyle devam etti: “Bu tür askeri ittifaklar savaşlar devam ederken asla yapılmaz. Bizi bir savaşın içine çekmek için yapıyorlar zaten. Esas hedef Türkiye'yi orta vadede İran'la bir çatışmanın içine çekmektir.”
ÖZDAĞ'DAN AZERBAYCAN MESAJI: “BU İLİŞKİLERİ OPERASYONLARA KURBAN EDEMEYİZ”
Azerbaycan'ın okullarda getirdiği kıyafet düzenlemesine Türkiye'de Oktay Saral başta olmak üzere bazı isimlerin gösterdiği tepki sorulan Özdağ, düzenlemenin ilkokul, ortaokul ve liseleri kapsadığını, üniversitelerde böyle bir yasak olmadığını belirtti.
Azerbaycan'da Rusya, İran ve Suudi Arabistan kaynaklı provokasyon çalışmaları bulunduğunu söyleyen Özdağ, “Bu Bakü'nün kendi politikası ve bizi ilgilendiren bir politika değil” dedi.
Azerbaycan'a sosyal medyada ağır hakaretler edildiğini ve hükümetin buna “kılını kımıldatmadığını” öne süren Özdağ, “Muhalefet bir tweet atsa engellemeler getiriliyor, bunlara getirilmiyor. Bakü'dekiler de 'Hükümet olarak bunları destekliyor musunuz?' diye soruyor. Haklı bir soru ve haklı bir şüphe” dedi.
“İLHAM ALİYEV'DEN ERMENİLERİN PATakLANMASININ İNTİKAMINI MI ALIYORSUNUZ?”
Azerbaycan'ı hedef alan çevrelere seslenen Özdağ, “Acaba siz Ermenilerin pataklanmasının intikamını mı İlham Aliyev'den almaya çalışıyorsunuz?” diye sordu.
“Bu ilişkileri İran istihbaratının, Suudi istihbaratının operasyonlarına kurban mı vereceğiz? Söz konusu bile olmaz” diyen Özdağ, 29-30 Ekim'de Ankara'da düzenlenecek Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'ne İlham Aliyev'in mutlaka katılması gerektiğini söyledi.
ÖZDAĞ'DAN ERDOĞAN VE ALİYEV'E ÇAĞRI: “TÜRKİYE İLE AZERBAYCAN'IN BİRLİĞİNİ GÖSTERİN”
Özdağ, iki cumhurbaşkanına tansiyonu düşürüp zirvede Türkiye ile Azerbaycan'ın birliğini dosta ve düşmana gösterme çağrısında bulunarak AK Parti iktidarının da trollerini kontrol etmesi ve susturması gerektiğini vurguladı.
ÖZDAĞ'DAN NATO ÇIKIŞI: “NATO'DAN ÇIKMAYACAĞIZ”
Kulüp adına yöneltilen son soruda NATO'nun işlevini kaybedip kaybetmediği sorulan Özdağ, “NATO'nun işlevi neydi ki kaybetsin?” yanıtını verdi. Özdağ, “Bana 'NATO'dan çıkacak mısınız?' diye soruyorlar. Hayır, NATO'dan çıkmayacağız. Neden? NATO'dan çıkmayarak NATO'nun saldırısını engelliyoruz” dedi.
ÖZDAĞ'DAN 2028 MESAJI: “İTTİFAK OLACAK”
Soru-cevap bölümünde 2028 seçimlerinde bir ittifakta yer alıp almayacakları sorulan Özdağ, soruyu soran öğrenciye “Bu soruya cevap vereceğimi gerçekten düşünüyor musun? Ne kadar iyimsersin, sana Polyanna adını veriyorum” diyerek espri yaptı.
Mevcut sistemin seçim öncesi ittifakları zorunlu kıldığını söyleyen Özdağ, “Eskiden seçimlerden sonra ittifak yapılırdı, şimdi seçim öncesinde yapılıyor. Biz de seçim iş birliği yapacağız. Bunları konuşmak için erken ama ittifak olacak” dedi.
KALE BELEDİYE BAŞKANI ERKAN HAYLA SORUSUNA ÖZDAĞ'DAN DİKKAT ÇEKEN YANIT: “BEN DE ANLAMADIM”
Kaleli bir siyaset bilimi öğrencisi, Özdağ'ın Temmuz ayında Kale Belediye Başkanı Erkan Hayla'nın Zafer Partisi'ne katıldığını duyurmasının ve Hayla'nın ardından bunu yalanlamasının perde arkasını sordu.
“Ben de anlamadım” diyen Özdağ, Hayla'nın Burdur'un Tefenni ilçesinde sabah kendisini ziyarete geldiğini, partiye katılacağını söylediğini ve rozetinin takıldığını anlattı.
Özdağ, “Ardından bir de program daveti yaptı. Sonra gitti, başka bir açıklama yaptı. Allah şifa versin, ne diyeyim kardeşim” dedi.

ÖZDAĞ: “İKTİDAR DEĞİŞTİĞİNDE ARKASINDA BİR ENKAZ BIRAKACAK”
Hükümet değiştiğinde ülkenin toparlanmasının ne kadar süreceğini soran öğrencinin “devrilme” ifadesini düzelten Özdağ, “Kamu yönetimi bölümünde olsaydın 'hükümet iktidardan düştüğünde' derdin. Her yerde 'devrilme' deme, birileri çok korkar” dedi.
İktidarın seçimleri kaybettiğinde arkasında bir enkaz bırakacağını söyleyen Özdağ, ülkede 4 milyon uyuşturucu bağımlısı, 2 milyon sanal kumar bağımlısı ve 100 milyar dolar kara para bulunduğunu, liyakatin ise tamamen ortadan kalktığını öne sürdü.
ÖZDAĞ'DAN İKTİDARA SERT ELEŞTİRİ: “DEVLETİ ŞİRKET GİBİ YÖNETTİLER”
Özdağ, “Platon'u, Aristo'yu, Cicero'yu, Nizamülmülk'ü, Kutadgu Bilig'i biliyorsunuz. Bu muazzam beyinlerin hiçbirisi devleti şirket gibi yönetmeyi akıl edememiş. Bu ilk defa AK Parti tarafından dünya siyasi düşünce tarihine hediye edildi” dedi.
Toparlanmanın “çok uzun değil ama çok kısa da” olmayacağını belirten Özdağ, “Hukuku çiğnemek alışkanlık haline gelmiş. Hukuku tekrar kabul ettirmek bazılarına acı verecek ama o acıyı vermek zorundayız. Anayasa Mahkemesi'nin kararlarına uymuyorlar. Böyle hukuk devleti olmaz” diye konuştu.
ÖZDAĞ'DAN İKTİDAR PLANI: “DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI'NI YENİDEN KURACAĞIZ”
Hukuk düzeni yeniden sağlandığında serbest piyasa ekonomisinin uygulanıp uygulanamayacağı sorulan Özdağ, “Beş şirketin ihalelerin çoğunu aldığı bir ülkede serbest piyasa ekonomisi olmaz” yanıtını verdi.
Hukukun üstünlüğü sağlandığında serbest piyasanın şartlarının da oluşacağını söyleyen Özdağ, Türkiye'nin yalnızca özel sektörün kaynaklarıyla Çin devlet kapitalizmi ve Batı kapitalizmiyle mücadele edecek gücü üretemeyeceğini savundu.
Özdağ, “Devlet Planlama Teşkilatı'nı kurmak ilk iş olacak. Planlı kalkınma modeline geçip özel sektörü devletin tespit ettiği petrokimya, yapay zekâ, bilişim teknolojileri gibi konularda destekleyeceğiz” dedi.
Savunma sanayiindeki gelişmeyi olumlu bulduklarını belirten Özdağ, bu başarının başka sanayi kollarına da taşınması gerektiğini ifade etti.
ÖZDAĞ: “GENÇLER ANNELERİNİ, BABALARINI İKNA EDİYOR”
Zafer Partisi'nin gençlerde birinci sırada göründüğü ancak ileri yaş grubunda aynı etkiyi gösteremediği yönündeki soruya Özdağ, partinin diğer yaş gruplarında da ilerlediğini ve bunu gençler sayesinde başardığını söyledi.
Özdağ, “Gençler annelerini, babalarını, anneannelerini, babaannelerini, dedelerini ikna ediyor. Sahada bunu görüyoruz” dedi.
Televizyonlarda partisine karşı bir ambargo bulunduğunu savunan Özdağ, bunu sosyal medya ve sahadaki temaslarla aştıklarını belirtti.
ÖZDAĞ'DAN GENÇ HEKİME: “SEN BİTİRDİĞİNDE ZAFER PARTİSİ İKTİDARDA OLACAK”
Tıp fakültesi dördüncü sınıf öğrencisinin, ağır nöbet yükü, özlük hakları ve sağlıkta şiddet nedeniyle genç hekimlerin yurt dışına gitmesine ilişkin sorusuna Özdağ, “Sen bitirdiğinde Zafer Partisi iktidarda olacak, merak etme” karşılığını verdi.
Hastanelerdeki şiddetin toplumda yükselen şiddetin ve cezasızlık algısının bir parçası olduğunu söyleyen Özdağ, “Devlet sokaklara geri gelirse, sınırlara geri gelirse o zaman hastanede de kimse doktora parmağını kaldıramaz” dedi.
Özdağ, “Tertemiz Türkiye” projesiyle devletin hem sınırda hem içeride yeniden hâkim olmasını hedeflediklerini belirtti.
ÖZDAĞ'DAN SURİYELİLER İÇİN SÜRE VERDİ: “BİR SENEDE GÖNDERECEĞİZ”
Suriye'deki yeni hükümetle mültecilerin dönüşü için nasıl bir diplomatik ve hukuki temas kurulacağı sorulan Özdağ, hükümetin Suriyelileri geri göndermeyeceğini savundu.
Özdağ, 6 Haziran'da Türkiye'nin Suriye Büyükelçisi'nin Türkiye'deki 2,3 milyon Suriyelinin geri gönderilmeyip entegre edileceğini, 14 Temmuz'da ise İçişleri Bakanı'nın Suriyelilerin gönderilmesinin istenmediğini açıkladığını öne sürdü.
Resmi rakamın gerçeği yansıtmadığını savunan Özdağ, 2025'te yalnızca okullardaki Suriyeli öğrenci sayısının 777 bin 444 olduğunu, anne ve babalarıyla hesaplandığında bu sayının 2 milyon 400 bine ulaştığını söyledi.
Özdağ, “Zafer Partisi dışında hiçbir parti bu konuda proje geliştirmiş değil. Yeni Parti'nin programında bile bu konu yok. CHP'nin programında ne olup ne olmadığı belli değil. Kısa zamanda, bir senede göndereceğiz” dedi.
KILIÇDAROĞLU SORUSUNA ÖZDAĞ'DAN NET YANIT: “PİŞMAN DEĞİLİM, DOĞRUSUNU YAPTIM”
2023 seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu ile imzaladığı protokol nedeniyle pişmanlık duyup duymadığı sorulan Özdağ, “Hayır, duymuyorum. Ben doğrusunu yaptım. O protokolü Erdoğan'la mı imzalamamı tercih ederdin?” yanıtını verdi.
Protokolü imzalarken Kılıçdaroğlu'nun onu inkâr etmeyeceğini düşündüğünü söyleyen Özdağ, “Adam imzaladığını unuttu, böyle bir protokol yok dedi. Ben de protokolü çıkarıp gösterdim. Onun üzerine 'Evet, varmış' dedi” diye konuştu.
ÖZDAĞ'DAN CUMHURİYET MESAJI: “BİZ O CUMHURİYET'İ GERİ İSTİYORUZ”
Programın son sorusunda, eğitim sistemindeki sorunlar nedeniyle gençlerin geleceği Avrupa'da aradığı hatırlatıldı.
Eğitim sisteminin “yerlerde” olduğunu kabul eden Özdağ, sistemin A'dan Z'ye yeniden inşa edilmesi gerektiğini ancak bunun tek başına yetmeyeceğini söyledi.
Gençlerin ülkelerine ve ülke içindeki geleceklerine olan inancının güçlendirilmesi, liyakat esaslı yükselmenin mümkün olduğunun gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Özdağ, sözlerini şöyle tamamladı:
“Demirel küçük bir çiftçinin çocuğuydu. Sadece zekâsıyla önce genel müdürlüğe, sonra parti genel başkanlığına ve başbakanlığa yükseldi; hiçbir tarikata mensup olmadan. Bugün bu mümkün mü? Mümkün değil. Bunu mümkün kılan Cumhuriyet'ti arkadaşlar. Biz o Cumhuriyet'i geri istiyoruz.”
KENT20HABER/GENEL SERVİSİ





