Herkes yaşamıştır mutlaka; bir yakınımızı bu dünyadan uğurlamışızdır. “Esas dünya orası, burası yalan dünya” denir. Ama bu söz gerçekten teselli eder mi? Sanmıyorum.

KALAN MUM
Herkes yaşamıştır mutlaka; bir yakınımızı bu dünyadan uğurlamışızdır.
“Esas dünya orası, burası yalan dünya” denir. Ama bu söz gerçekten teselli eder mi?
Sanmıyorum.
Çünkü bir evladını, anne babasını ya da ömrünü paylaştığı eşini kaybeden bir insanın acısını hangi kelime dindirebilir ki?
Derler ki insan bir yakınını kaybettiğinde yüreğinde kırk mum yanar.
Her gün biri söner; hayatın telaşıyla, dünyanın gailesiyle…
Ama tek bir mum kalır.
O mum, son nefese kadar yanar.
Yıllar geçse de, bir bardak su bile hiç ummadığınız bir anda hatırlatıverir onu size.
Bazen bir sözü kalır,
bazen içinizi sızlatan bir vicdan azabı…
Bazen de kendisinin yemeye fırsat bulamadığı;
kazanmak için türlü fedakârlıklarla elde ettiği ama bu dünyada bırakıp gittiği
malı, mülkü kalır geride.
Ve ne hikmetse, o mal kimseye huzur vermez.
Bir gün kahkahalarla şakalaştığınız insanı,
yarın belki göremezsiniz.
Bir gün bağırdığınız, kalbini kırdığınız o insanın
yarın gönlünü alamazsınız.
Çünkü artık yoktur.
İşte bu yüzden, zamanında bilin sevdiklerinizin kıymetini.
İnsan sabun gibidir;
temizlerken erir, suda kaybolur.
Sevdikleri için yaşarken, hayat denen suda erir gider.
Geride ise sadece kokusu kalır.
O da çok sürmez.
Ben lafımı söyledim, attım ortaya.
Anlayıp feyz alana ne âlâ…
Anlamayıp umursamayana ise
söylenecek söz de kalmaz.
Kalın sağlıcakla ve farkındalıkla.
8 Ocak 2026 – 04.50
Raziye Gökbudak