Osteoporoz gelişiminde özellikle yaşlanma ve kadınlarda menopoz sonrası dönemde hormonal değişimlerin önemli rol oynadığını belirten Uz. Dr. Cansena Bektaşoğlu Tekin, östrojen hormonunun azalmasıyla kadınlarda kemik kaybının hızlanabildiğini vurguladı. Risk faktörleri hakkında bilgi veren Uz. Dr. Tekin, "Osteoporoz, düşük kemik kütlesi ve kemik mikromimari yapısının bozulması nedeniyle kemik kırılganlığında artış ile sonuçlanan metabolik bir kemik hastalığıdır. Kemik yıkımı ile kemik yapımı arasındaki dengenin bozulması sonucu oluşur. İleri yaşla birlikte özellikle de kadınlarda menopoz sonrası dönemde yıkım hızı, yapım hızını geçer ve kemik kütlesi kaybı artar. Hormonal değişiklikler, özellikle östrojen seviyelerinde azalma, osteoporoz gelişiminde önemli rol oynar. Genetik faktörler, hareketsiz yaşam tarzı, sigara kullanımı, aşırı alkol tüketimi, düşük kalsiyum ve D vitamini alımı gibi çeşitli risk faktörleri de kemik erimesine zemin hazırlar" dedi.

"Erken dönemde tespit edilmesiyle kırık riski azaltılabilir" Osteoporozun çoğu zaman kırık oluşana kadar belirti vermeden ilerlediğine dikkat çeken Uz. Dr. Cansena Bektaşoğlu Tekin, hastalığın özellikle ileri yaştaki bireylerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Omurga, kalça ve el bileği kırıklarının osteoporozun sık görülen komplikasyonları arasında yer aldığını ifade eden Uz. Dr. Tekin, "Kırıklar, minimal travmalarla veya bazen travmasız oluşurken özellikle yaşlı bireylerde sıktır. Osteoporoz; kırıklar oluşmadan da tanısı konabilen, gerekli önlemler ve tedavilerle kırıkların sebep olabileceği sağlık sorunlarının önlenebildiği bir hastalıktır. Erken teşhis için özellikle 65 yaşını geçen kadınların ve 70 yaş üzeri erkeklerin risk faktörü olmasa bile osteoporoz taramasından geçmesi önemlidir. Ayrıca 65 yaş altındaki kadınlarda da risk faktörü olması durumunda kemik erimesi taraması yapılabilmektedir" şeklinde konuştu.

Çivril’de gıda işletmelerine denetim
Çivril’de gıda işletmelerine denetim
İçeriği Görüntüle

20261021Aw815054

Tanıda DEXA yöntemine dikkat çekildi Osteoporoz tanısında kemik mineral yoğunluğu ölçümünün temel yöntemlerden biri olduğunu belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Cansena Bektaşoğlu Tekin, "Osteoporoz tanısı kemik mineral yoğunluğunun (KMY) ölçülmesi ya da düşük travmalı bir kırık gelişmesi ile konur. Tanı için önerilen, kemik mineral yoğunluğunun Dual Enerji X-ray Absorbsiyometri (DEXA) yöntemi ile ölçülmesidir. Ayrıca hastanın klinik öyküsü, aile geçmişi, kan testleri ve gerekli durumlarda röntgen gibi yöntemler de tanı sürecine katkıda bulunur" ifadelerini kullandı.

"Dengeli beslenme ve düzenli egzersiz kemikleri koruyor" Osteoporozun erken tanı, uygun tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle kontrol altına alınabileceğini kaydeden Uz. Dr. Tekin, korunma ve tedavi önerilerini şu sözlerle aktardı: "Osteoporoz tedavisinde, kemik yıkımını baskılayan veya kemik yapımını uyaran tıbbi ajanlar hastanın yaşına ve risk faktörlerine göre reçete edilebilir. Kalsiyumdan zengin beslenme ve hekim kontrolünde D vitamini desteği de tedavinin önemli bir parçasıdır. Egzersiz, kemik kütlesinin korunmasında oldukça etkilidir. Kırıkların önlenmesi ve düşme riskinin azaltılması için düzenli ağırlık taşıyıcı ve kas güçlendirici egzersiz yapılması önerilir. Yaşa ve fiziksel duruma uygun olarak düzenli yürüyüşler, aerobik egzersizler ve yapılabiliyorsa yavaş tempoda koşma önerilen egzersizler arasındadır. Sigara ve yoğun alkol kullanımı bırakılmalıdır. Tedaviye yanıt ise kemik mineral yoğunluğu ölçümleri ile izlenmektedir."

20261021Aw815054 1