Uluslararası kuruluşların verileri, dört farklı alanda birbirinden oldukça farklı bir Türkiye tablosu ortaya koyuyor.
EKONOMİDE DÜNYANIN 17. BÜYÜĞÜ
Dünya Bankası’nın 2025 verilerine göre Türkiye’nin Gayrisafi Yurt İçi Hasılası 1,60 trilyon dolara ulaştı. Bu büyüklük Türkiye’yi dünyanın 17. büyük ekonomisi konumuna getiriyor. Türkiye aynı zamanda G20 ve OECD üyesi.
Ancak toplam ekonomik büyüklük, vatandaşların refah seviyesini tek başına göstermiyor. Kişi başına gelir, enflasyon, gelir dağılımı ve satın alma gücü gibi göstergeler devreye girdiğinde tablo değişebiliyor.
Dolayısıyla temel soru yalnızca “Türkiye’nin ekonomisi ne kadar büyük?” değil, aynı zamanda “Bu ekonomik büyüklük vatandaşın yaşamına ne ölçüde yansıyor?”
EĞİTİMDE 34–39. SIRALAR ARASINDA
Eğitimde bütün dünya ülkelerini tek ölçütle sıralayan resmi bir liste bulunmuyor. Ancak en önemli uluslararası göstergelerden biri OECD’nin PISA araştırması.
Son açıklanan PISA 2022 sonuçlarında Türkiye, 81 ülke ve ekonomi arasında fen bilimlerinde 34., okumada 36., matematikte 39. sırada yer aldı.
Türkiye’nin bir önceki PISA araştırmasına göre üç alanda da sıralamasını yükseltmiş olması ise tablonun olumlu tarafı. Matematikte 42’ncilikten 39’unculuğa, okumada 40’ıncılıktan 36’ncılığa, fende ise 39’unculuktan 34’üncülüğe yükseldi.
EMEKLİLİKTE AVRUPA’DAN DAHA ERKEN, AMA YAŞAM STANDARDI TARTIŞILIYOR
Türkiye ile Avrupa arasındaki en dikkat çekici farklılıklardan biri emeklilik sisteminde görülüyor.
OECD’nin 2025 raporuna göre 2024 koşullarında tam kariyer varsayımıyla normal emeklilik yaşı OECD genelinde kadınlarda ortalama 63,9, erkeklerde 64,7 iken Türkiye için bu değerler kadınlarda 49, erkeklerde 52 olarak hesaplanıyor.
Ancak bu rakam Türkiye’deki herkesin bugün 49 veya 52 yaşında emekli olabileceği anlamına gelmiyor. Sigorta başlangıç tarihi ve tabi olunan mevzuat emeklilik koşullarını değiştiriyor.
OECD’nin teorik tam-kariyer modellerinde Türkiye’nin net emekli aylığının çalışma dönemindeki net gelire oranı da yüksek görünüyor. Fakat bu model, bugün ortalama bir Türk emeklisinin cebine giren gerçek aylığı göstermiyor.
Bu nedenle Türkiye ile Avrupa’yı karşılaştırırken “Kim daha erken emekli oluyor?” sorusu kadar “Emekli maaşıyla kim daha rahat yaşayabiliyor?” sorusu da önem taşıyor.
Kira, gıda, enerji, ulaşım ve sağlık giderleri hesaba katılmadan yalnızca TL ve euro üzerinden yapılan maaş karşılaştırmaları gerçek yaşam standardını tam olarak ortaya koymuyor.
BELEDİYELERE OPERASYONLAR SİYASİ TARTIŞMANIN MERKEZİNDE
Türkiye’nin Avrupa ile en fazla tartışıldığı alanlardan biri de son dönemde yerel yönetimler oldu.
31 Mart 2024 yerel seçimlerinden sonra muhalefet yönetimindeki belediyelere yönelik çok sayıda adli soruşturma gerçekleştirildi.
11 Temmuz 2026 tarihli bir derlemeye göre, o tarihe kadar en az 39 CHP’li belediyeye operasyon düzenlenmiş, bunların 31’inde belediye başkanları gözaltına alınmıştı.
CHP’nin TBMM’ye sunduğu raporda ise 31 Mart seçimleri sonrasında Hakkari, Esenyurt, Mardin Büyükşehir, Batman, Halfeti, Tunceli, Ovacık, Bahçesaray, Akdeniz, Siirt, Van Büyükşehir, Kağızman ve Şişli olmak üzere 13 belediyeye kayyım atandığı belirtiliyor. Aynı raporda toplam 28 belediye başkanının görevden uzaklaştırıldığı ifade ediliyor. Bu rakamların CHP’nin kendi raporundaki tespitler olduğu özellikle belirtilmeli.
İKTİDAR “ADLİ SÜREÇ”, MUHALEFET “SİYASİ OPERASYON” DİYOR
Bu noktada iki farklı siyasi görüş bulunuyor.
Muhalefet, operasyonların yoğun biçimde CHP’li ve diğer muhalefet belediyelerine yönelmesini seçmen iradesine müdahale ve siyasi baskı olarak değerlendiriyor.
İktidar ise belediye başkanlarının siyasi kimlikleri nedeniyle değil, yolsuzluk, rüşvet ve diğer suç iddiaları kapsamında bağımsız yargı tarafından yürütülen soruşturmalar nedeniyle işlem gördüğünü savunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da belediyelere yönelik soruşturmalardaki suçlamaların ortaya çıkarıldığını belirterek muhalefetin siyasi operasyon iddialarını reddediyor.
Dolayısıyla soruşturma açılması veya bir belediye başkanının gözaltına alınması tek başına suçun sabit olduğu anlamına gelmiyor. Kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmadıkça masumiyet karinesi geçerli.
DÖRT BAŞLIK, TEK SORU
Ortaya çıkan tablo Türkiye açısından dikkat çekici bir çelişkiyi gündeme getiriyor.
Türkiye dünyanın 17. büyük ekonomisi.
Eğitimde PISA sonuçlarında 34 ile 39. sıralar arasında.
Geçmiş dönem sigortalıları açısından birçok Avrupa ülkesinden daha erken emeklilik imkânı sunuyor; buna karşılık emeklinin satın alma gücü ve yaşam standardı tartışılmaya devam ediyor.
Yerel yönetimlerde ise operasyonlar, tutuklamalar, görevden uzaklaştırmalar ve kayyım uygulamaları Türkiye’nin demokrasi ve hukuk tartışmalarının önemli başlıklarından biri haline gelmiş durumda.
Bütün bu veriler sonunda aynı soruyu ortaya çıkarıyor:
DÜNYANIN EN BÜYÜK 17. EKONOMİSİ OLAN TÜRKİYE, EĞİTİMDE, REFAHTA VE DEMOKRATİK STANDARTLARDA NEREDE?
Bir ülkenin gelişmişliği yalnızca ekonomisinin kaç trilyon dolar olduğuyla mı ölçülmeli?
Yoksa çocuğunun aldığı eğitim, emeklisinin yaşam standardı, vatandaşının satın alma gücü, hukukun işleyişi ve seçmenin sandıkta ortaya koyduğu iradenin korunması da aynı terazinin diğer kefesine mi konulmalı?
Türkiye’nin önündeki asıl tartışma belki de tam olarak burada başlıyor.