banner89
banner91
banner79

Genel yayın yönetmenimiz Bülent Öztürk'ün kaleminden...

banner80

banner81
SİYASET 10.11.2020, 12:27 Bülent ÖZTÜRK
Genel yayın yönetmenimiz Bülent Öztürk'ün kaleminden...
banner82
banner83
banner84

Hayatı ertelemezdi.
Dolu dolu yaşardı.
Gece hayatını severdi.

Saklısı gizlisi yoktu.
“Kötü ruhlu kişiler dedikodumu yapmaya kalkıp, Mustafa Kemal dün akşam içki içmiş, dans etmiş derlerse, evet içti, evet dans etti cevabını verin. Her şeyi, günahı da sevabı da açık yapmak gerekir. Ne yapacaksak daima milletin gözünün önünde yapacağız” diyordu.

Harbiye öğrencisiyken, arkadaşlarıyla sık sık Çemberlitaş'a giderlerdi, Tavuk Pazarı'nda Yorgo'nun meyhanesine uğrarlardı.
Devamlı müşteri oldukları için açık hesapları vardı, ay başında maaşı alınca kapatırlardı.

Cumhurbaşkanı olduktan sonra insanlardan uzaklaşmadı.
Tokatlıyan'a Pera Palas'a Garden Bar'a Rose Noir'a giderdi.
Yaz aylarında Büyük ada Anadolu Kulübü favorisiydi.
Kış aylarında Park Otel'in akşam yemeklerini çok severdi.

Dolmabahçe'den çok sıkılırdı.
Saraydan kaçıp, tek başına bir eğlence mekanına gidebilmesi “harekat planı” gerektiriyordu.
Çünkü parası yoktu...
Maaşı yaverlerindeydi, ödemeleri daima onlar yapıyordu.
Gene böyle çok sıkıldığı bir gün, başyaver Rusuhi'yi aradı, bulamadı.
Genel sekreteri Hasan Rıza, Avrupa'daydı.
Yaver Celal Üner'i buldu.
“Bana para lazım” diyemedi… “Şu masanın üstüne biraz bozuk para bırakın, hizmet eden çocukları sevindirmek istiyorum” dedi!
Güya hizmetliler için cep harçlığı istemişti.
Yaver Celal tecrübesizdi, durumu kavrayamadı, hakikaten bir avuç dolusu bozuk parayla geri geldi!
Masanın üstüne 1 liralık, 2.5 liralık bozuk paralar bıraktı.
Mustafa Kemal havanın kararmasını bekledi. Bozuk paraları cebine doldurdu, sırtına bir ceket aldı, yürüyüş yapıyormuş gibi dış kapıdan çıktı, ilk gördüğü taksiyi çevirmesiyle kaybolması bir oldu.
“Sür” dedi…
Tepebaşı'na, Mazarik'e gitti.
Restoran-bar'dı, Harbiye öğrenciliğinden beri giderdi.

Ankara'da Karpiç lokantası'nın müdavimiydi.
Bolşevik ihtilalinden kaçan, “Karpiç baba” lakabıyla tanınan, Gürcü kökenli Juri Karpovich tarafından işletiliyordu. Aslında lokantanın ismi Şehir Lokantası'ydı ama, herkes Karpiç lokantası diyordu.
Kravatsız müşteri kabul edilmezdi. Müzikliydi, pisti vardı, dans edilirdi. Masaları daima bembeyaz örtülüydü. Rus ve Fransız mutfağı servis edilirdi. Hatırlı müşterilere havyar ikram edilirdi. Garsonlar smokinliydi, sosyal yaşamın merkeziydi.

Türk insanı Cumhuriyet'le birlikte eğlenme özgürlüğüne de kavuşmuştu.

Yurttaşların geceleri ailece dışarı çıkmalarından, ailece eğlenmelerinden çok memnun olurdu, teşvik ederdi.
Restoranda, akşam yemeğinde çocuklu aile görürse, çocuğu mutlaka yanına çağırır, hatıra olarak saatini veya kalemini hediye verirdi.

Para ödemeden asla çıkmazdı.
Hiçbir mekanda tek kuruş hesap bırakmazdı.
Kimsenin kendisinden para istemeyeceğini bildiği için, kalkmadan önce mutlaka kontrol ederdi, gazinocunun parasını ödediniz mi?
Ödendi cevabını almadan, emin olmadan kalkmazdı.

Çay aramazdı.
Kahve tiryakisiydi.
Günde 30 civarında Türk kahvesi tüketirdi.
Çalışırken peşpeşe isterdi.
Köpüklü severdi.
Sade içerdi.
Savaş yıllarında şeker çok kıymetliydi, karaborsada bile bulmak çok zordu. Ömrü savaşlarda geçen jenerasyonun tamamı gibi, Mustafa Kemal de mecburen şekersiz içmeye alışmıştı.
Yurtiçi seyahatlerine eşlik eden kütüphanecisi Nuri ve garsonu İbrahim, ne olur olmaz belki gittiğimiz yerde bulunmaz diye düşünerek, yanlarında mutlaka çiğ kahve, çekilmiş toz kahve, cezve taşırlardı.

Rakı içerdi.
Zihnini dinlendirme ilacıydı.
Adabıyla, ölçülü tüketirdi.
Sarhoş olduğu asla görülmedi.
Konuşmasının bozulduğu asla görülmedi.
Gündüz içmezdi.
(Sanki elinden kadehi düşürmüyormuş gibi anlatırlar ama, Mustafa Kemal'in elinde rakı kadehiyle çekilmiş fotoğrafı bile yoktur.)
Savaşlar sırasında ağzına sürmezdi.
“Leylekboynu” tabir edilen kadehle içerdi.
Çay bardağından biraz büyüktü, bugünkü rakı kadehlerinin yarısı ebatındaydı.
Dimitrakopulo ve Bilecik markalarını severdi.
Buz koymazdı.
Buz gibi su isterdi.
Meze aramazdı.
Sarı leblebi olmazsa olmazıydı.
Yemekle beraber içmezdi.
Önce rakı faslını geçer, üstüne yemeğini yerdi.
Sofrada altı yedi saat otururdu, bunun en fazla bir saati rakı'lı olurdu.
Nadiren viski içerdi.
Tatlı içkileri, kokteylleri pek sevmezdi.
Şarap ve şampanyayı resmi ağırlamalarda tercih ederdi.
Sadece yabancı misafirlere ikram edildiğinde masaya gelirdi.
Sıcak yaz akşamlarında bazen soğuk bira canı çekerdi.

Poker ustasıydı.
Özellikle parasına oynardı, çalışma arkadaşlarının hırs'larını tamah'larını zafiyet'leri poker masasında test ederdi.
Kazanırsa, kazandığı paraları iade ederdi, kaybederse öderdi.
İskambil oyunlarının tamamına hakimdi.
Briç oynardı.
Bezik oynardı.
Kanasta oynardı.
Tavla'ya Manastır'dayken başlamıştı.
Harp okulu öğrencisiyken, Babıali'de Stefan'ın kıraathanesine, Meserret Kıraathanesi'ne, Sirkeci'de Yani'nin kıraathanesine takılırlardı.
Bilardocuydu.
Beyoğlu'ndaki Lüksemburg kıraathanesinde öğrenmişti. O zamanlar kahvehane oyunu değildi, aksine zengin sporuydu, eğitimli ailelerin evlerinde bilardo masası bulunurdu, ayrıcalık göstergesiydi.
Altı tane masası bulunan Lüksemburg'ta Fransızca konuşulurdu.
Çankaya Köşkü'nde bilardo masası vardı, Paris'ten getirilmişti.
Akşam yemeğinden önce misafirleriyle oynardı.
Tek başına bilardo oynuyorsa, düşünüyor demekti.
Arada ıstakayı bırakır, notlar alırdı.

banner85
Müzikseverdi.
Müzik kültürünün sadece fizyolojik ve psikolojik yönüyle değil, sosyolojik yönüyle de ilgileniyordu.
Dinlemeyi de severdi.
Söylemeyi de severdi.
Müzik eğitimi almamıştı ama, nota bilirdi, makam bilirdi.
“Hayat musikidir” diyordu.
“Musikiyle alakası olmayan mahlukat, insan değildir” diyordu.
Rumeli türkülerinin yeri ayrıydı.
Vardar Ovası'nı dinlemekten bıkmazdı.
Alişimin Kaşları Kare, Ayağına Giymiş Sedef Nalini, Bülbülüm Altın Kafeste… Tekrar tekrar söyletirdi.
Fuzuli'nin Nedim'in güftelerini çok beğenirdi.
Nihavend, Rast ve Segah makamlarını tercih ederdi.
Bağırarak okuyanlardan hoşlanmazdı.
Bektaşi nefeslerini çok etkileyici bulurdu.
Gazel okuturdu.
Fasıl severdi.
Yakın arkadaşları, sevdiği misafirleri geldiğinde incesaz heyetini çağırırdı. İstek şarkılar listesini bizzat yazarak verirdi.
Safiye Ayla için “dünya çapında” diyordu.
Onun sesinden “Yanık Ömer”i dinlemeye doyamazdı.
Müzik kitaplarını incelerdi.
Fransız müzik teorisyeni Albert Lavignac'ın “müzik ve müzisyenler” eserini orijinalinden okumuştu, satırların yanına notlar almıştı.
Barok müziğe meraklıydı.
Enstrümanların tarihsel gelişimini araştırıyordu.

Rahmetli olduğunda sayım yapıldı…
Çankaya Köşkü'de 464 adet plak vardı.
Beethoven'ın eserlerini seslendiren Viyana Filarmoni Orkestrası'nın, Philadelphia Filarmoni Orkestrası'nın albümlerini satın almıştı.
Caz dinliyordu.
Müzik arşivinde, Paul Whiteman'dan Last Night, Jan Garber'den Sweet Georgia Brown, Jack Hylton'dan Nothing Else To Do, Harry Roy'dan Cheek to Cheek parçaları vardı.
Rebetiko dinliyordu.
Roza Eskenazi'den Murmuraki'yi çok severdi.
Tango, vals, foxtrot plakları vardı.
En geniş liste, elbette Türk müziğine aitti.
Hafız Kemal beyin gazelini, hafız Osman efendinin klarnet taksimini, udi Nevres beyin, tamburi Cemil beyin, kanuni Hüseyin Sadettin beyin taksimlerini dinlemeye doyamazdı.
Deniz kızı Eftalya'nın 20'ye yakın plağı vardı.
Münir Nurettin'den Etme Beyhude Figan, Yüzün Şen…
Hikmet Rıza hanımdan Kirpiklerinin Her Teli, Son Hatıra…
Belkıs hanımdan Aşkıma Uzaktan Bakan, Öpüşürken…
Afitap'tan Benim Tatlı Esmerim, Bahçenizde Bir Gül Olsam…
Nezahat hanımdan Seni Sevdim şarkıları vardı.
Çankaya'da Dolmabahçe'de Yalova'da Savarona'da treninde, gramofonsuz mekanı yoktu.

Şahane dans ederdi.
Çocukluğundan beri meraklıydı.
Tee rüştiye talebesiyken, mahalle arkadaşı Fuat Bulca'yla birlikte Halil efendi'nin salonuna giderlerdi, Selanik'in ilk dans okuluydu.
Vals ve polka öğreniyorlardı.

1935… Sovyetlerin en ünlü opera ve bale sanatçıları, efsane besteci Dmitri Şostakoviç liderliğinde Türkiye'ye geldi. Beş hafta kaldılar, İstanbul, Ankara ve İzmir'de 23 konser verdiler.
Turnenin sonunda konuk sanatçılar onuruna Ankara'da balo tertiplendi.
Mustafa Kemal, Bolşoy'un sopranosu Maria Maksakova'yı dansa kaldırdı, vals yaptı.
Saat 22'de başlayan balo, sabah 7'ye kadar sürdü!
Türkiye hatıralarını kaleme alan Sovyet sanatçılar şu ortak yorumda buluşmuştu: “Mustafa Kemal çok etkileyici dans ediyor.”

Muhteşem zeybek oynardı.
“Milli dans” olmasını arzu ediyordu.
Köy düğünlerine denk geldiğinde, sırtından ceketini fırlatır atar, içten, doğal neşesiyle halaya katılırdı.

Gönlünden geçtiği gibi yaşardı.
O ne der, bu ne der, mahalle baskısı, umursamazdı.
İnsanların da tıpkı böyle, özgürce yaşamalarını isterdi.

Tiyatronun hamisiydi, çok severdi, çok sık giderdi.
Sinema da öyle…
Çankaya'da veya Dolmabahçe'de izleme imkanı varken, topluma örnek olmak için, ilgiyi arttırmak için bizzat sinemaya giderdi.
Hatta herkes görsün diye yürüyerek giderdi.

1923… İzmir İkiçeşmelik'te Ankara Sineması vardı.
Türkiye'nin ilk sinemacısı Cemil Filmer işletiyordu.
Mustafa Kemal, Latife'yle birlikte geldi. Locaya oturdular.
Salona baktı, hınca hınç doluydu ama, herkes erkekti.
Cevabını gayet iyi bildiği halde “neden hiç kadın yok?” diye sordu.
“Paşam kadınlara yalnız salı günleri sinema gösteriyoruz” dediler.
Yaverine döndü, “salonun yarısını boşaltın, bizi karşılamak için dışarda biriken kadınları davet edin” dedi.
Kadınlar alkışlayarak ve ağlayarak salonu doldurdu.
Koridorlar bile tıklım tıklım kadın oldu.
Hep birlikte “Şarlo İdama Mahkum” filmini seyrettiler.
Milattı…
Kadın-erkek birarada, tarihimizde ilk kez işte böyle film izledi.

Bu muhteşem hadisenin keyfini uzatmak istiyordu.
“Hayatımda hiç bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum, şunu bir daha seyretsek olmaz mı?” dedi.
Kahkahalarla tekrar seyrettiler.

Eğlencenin çalışmak kadar önemli olduğunu, ikisini birlikte götürmeyi başaranların “medeni insan” olduğunu söylüyordu.

“Çalışmasını da biliyoruz, yaşamasını da biliyoruz, medeni insanın yolundayız, atalarımızın sözü var, nimet için zahmet gerek, zahmetler nimet içindir, çalışalım yaşayalım” diyordu.

CUMHURİYET işte budur.

Kurtuluş savaşı, halkın egemenliği, devrimler, elbette hepsi çok çok önemlidir ama… Cumhuriyet aslında, hayatın ta kendisidir.

Yaşasın Cumhuriyet diyebilmek için, öncelikle yaşam sevinci gerekir.

Memlekete dair endişeleri olan, geleceğe dair karamsarlığa kapılan gençlerimiz asla unutmamalıdır ki…
Türkiye'nin kurtuluş reçetesi, daima, Mustafa Kemal'in yaşam felsefesidir.
 

banner86
Yorumlar (0)
banner89
banner88
banner8
banner64
6
parçalı bulutlu
banner9
Günün Anketi Tümü
Sağlık Bakanının Açıkladığı Covid Rakamlarını İnandırıcı Buluyor Musunuz?
Sağlık Bakanının Açıkladığı Covid Rakamlarını İnandırıcı Buluyor Musunuz?
banner65
Namaz Vakti 16 Ocak 2021
İmsak 06:45
Güneş 08:11
Öğle 13:18
İkindi 15:54
Akşam 18:16
Yatsı 19:36
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 17 35
2. Fenerbahçe 17 35
3. Gaziantep FK 18 34
4. Galatasaray 17 33
5. Alanyaspor 18 30
6. Hatayspor 17 28
7. Karagümrük 18 27
8. Trabzonspor 18 27
9. Antalyaspor 19 25
10. Sivasspor 18 23
11. Başakşehir 18 23
12. Konyaspor 18 22
13. Göztepe 18 22
14. Kasımpaşa 17 22
15. Malatyaspor 17 21
16. Rizespor 17 21
17. Gençlerbirliği 18 19
18. Kayserispor 18 16
19. Ankaragücü 17 15
20. Denizlispor 17 14
21. Erzurumspor 18 13
Takımlar O P
1. Giresunspor 17 35
2. İstanbulspor 17 34
3. Samsunspor 17 33
4. Altay 17 32
5. Adana Demirspor 17 31
6. Tuzlaspor 17 30
7. Ankara Keçiörengücü 17 28
8. Altınordu 17 28
9. Bursaspor 17 27
10. Bandırmaspor 17 24
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 17 20
13. Boluspor 17 19
14. Menemen Belediyespor 17 16
15. Balıkesirspor 17 16
16. Akhisar Bld.Spor 17 13
17. Ankaraspor 17 9
18. Eskişehirspor 17 3
Takımlar O P
1. M. United 17 36
2. Liverpool 17 33
3. Man City 16 32
4. Leicester City 17 32
5. Everton 17 32
6. Tottenham 17 30
7. Southampton 17 29
8. West Ham 18 29
9. Aston Villa 15 26
10. Chelsea 17 26
11. Arsenal 18 24
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 18 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Newcastle 17 19
16. Brighton 19 17
17. Burnley 17 16
18. Fulham 16 12
19. West Bromwich 18 11
20. Sheffield United 18 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 16 41
2. Real Madrid 18 37
3. Barcelona 18 34
4. Villarreal 18 32
5. Real Sociedad 19 30
6. Sevilla 17 30
7. Granada 18 27
8. Celta de Vigo 18 23
9. Cádiz 18 23
10. Real Betis 18 23
11. Levante 17 21
12. Athletic Bilbao 18 21
13. Getafe 17 20
14. Valencia 18 19
15. Eibar 18 19
16. Deportivo Alaves 18 18
17. Real Valladolid 18 18
18. Elche 16 16
19. Osasuna 18 15
20. Huesca 18 12
Günün Karikatürü Tümü
banner67
banner68
banner69
banner70
banner71