Birkaç gündür AKP ve MHP’li bazı yöneticilerin kadınlara yönelik eşitlik ilkesini hayata geçirmek adına kurmaya çalıştığımız birim için ortalığı nasıl ayağa kaldırdıklarına üzülerek şahit oldu bu şehir. Belki biraz uzun olacak ama gelin sizlere bu hadisenin aslını anlatayım.

Herkese merhabalar,

Birkaç gündür AKP ve MHP’li bazı yöneticilerin kadınlara yönelik eşitlik ilkesini hayata geçirmek adına kurmaya çalıştığımız birim için ortalığı nasıl ayağa kaldırdıklarına üzülerek şahit oldu bu şehir. Belki biraz uzun olacak ama gelin sizlere bu hadisenin aslını anlatayım.

Belediyemizde, “Şehit Yakınları ve Gaziler Birimi”, “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Birimi” ve “Sanat Eserleri Değerlendirme Komisyonu” kurmak için meclisimize başvurduk.  
Bu yönetmeliği okuyan AKP ve MHP’li bazı isimler, buradan “Toplumun ahlakını bozuyorlar, insanları sapkınlığa sürüklüyorlar” gibi akıl almaz, idrake sığmaz açıklamalarda bulundular. Peki, bunu neden yaptılar?

Çünkü “kadın” kelimesini gördükleri her yerde ürperiyorlar. Kadının toplumsal hayata katılması kadar, kadının özgürce kendini ifade etmesi kadar onları korkutan hiçbir şey yok. Bu korku ve travmalarının sebebini çok iyi anlıyorum. Çünkü kadınlar, kendilerini katleden canilere kravat taktı diye iyi hal indirimi veren zihniyeti unutmaz. Çünkü kadınlar, çocuklarına tecavüz edenleri “bir kereden bir şey olmaz” diye savunan zihniyeti unutmaz. Çünkü kadınlar, aynı emeği vermelerine rağmen daha ucuza çalıştırılmalarını, kahkahalarından rahatsız olanları, onlara durmadan nasıl giyinip nasıl yaşayacaklarını emreden bu zihniyeti unutmaz.

İşte bu yüzden kadın eşitliği adına yapılan her çalışmaya karşı, LGBTİ diyerek ortalığı ayağa kaldırıyorlar. İlgili Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Birimi Yönetmeliğini, aşağıdaki linki tıklayarak okuyabilirsiniz. Bu metinden hangi akıl ve izanla iddia ettikleri sonuca ulaştıklarını anlamak mümkün değil. Bu durumu siz değerli vatandaşlarımızın vicdanına ve takdirine bırakıyorum. 

Bu arkadaşlarımızın maalesef “sadece kendilerinin sevdiğini düşündükleri” güzel ülkemizin Anayasa’sından da bihaber olduklarını görüyoruz. Bu sebeple de Merkezefendi Belediyemizin Eşitlik Birimi kurma meclis kararına tepki veren AKP ve MHP grubunda bulunan arkadaşlarımıza anayasamızın “kanun önünde eşitlik” başlıklı 10. Maddesini hatırlatmayı bir borç biliyorum:

 “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olamaz. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” 

Bu madde, kadınlara eşitsizlik giderilinceye kadar pozitif ayrımcılığı yalnızca kabul etmekle kalmıyor, bunun da ötesinde devleti bu ilkeyi yaşama geçirmekle de yükümlü kılıyor.

Düşük puanla sınava girmeye hak kazanan kişi AKP’li yönetici çıktı Düşük puanla sınava girmeye hak kazanan kişi AKP’li yönetici çıktı

Bu arkadaşların enteresan bir huyları daha var. Sanıyorlar ki bu ülkeyi sadece kendileri sevebilir, şehit ve gaziler için sadece onlar üzülebilir, sadece onlar bir şeyler yapabilir. Arkadaşlar, bu ülke sizin tapulu malınız, bu ülke için canını verenler de sizin durmaksızın üzerlerinden siyaset yapacağız sıradan insanlar değil; bu ülkenin onuru, kahramanlarıdır. Her sıkıştığınızda, oylarınız her düştüğünde, o kutsal ruhları rahatsız etmekten vazgeçin. Ayıptır, yazıktır, günahtır. Bu konu hakkında söyleyecek çok şeyim olsa da şehitlerimizin aziz hatıralarına duyduğum saygıdan dolayı bu kadarını kâfi tutuyorum.

Sanat konusuna hiç değinmiyorum, zira konuyu zaten biliyorsunuz…

Sözün kısası; yaşamımda farkına vardığım bir şey varsa o da şudur ki, nerede birileri size durmaksızın ahlaktan söz ediyorsa, bilin ki bir ahlaksızlığı örtmeye çalışıyorlardır. Kişi ne kadar az biliyorsa bir şeyin o kadar körü körüne savunucusu olur. Ancak ümidinizi diri tutun. Sevgisiz, empati kurmayan, durmadan insanlara parmak sallayıp onları kendi istedikleri gibi yaşatmaya çalışan bu devir de elbet son bulacak. 

Bu ülke iyiliğin, güzelliğin küllerinden doğdu. Yine öyle olacak. Birbirimizi sevmesini yeniden hatırlayacağız. O günler yakındır…

Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum…